Türkiye'de espor



  • espor nedir, nereye gidiyor, ülkemizde bu alanda neler eksik? Oğuz “ArminA” Kılıçarslan yazdı.

    Kısaca espor

    eSpor, pek çoğunuzun hayatına son birkaç yılda girmiş, kimisinin hala bilmediği fakat dünyada 15 yılı aşkın bir süredir işlenen önemli bir konu. Aslında biz teknoloji ve oyun düşkünleri için geliştirilmiş bir spor dalı. Kore’nin 2000 yılında spor olarak kabul ettiği ama bizde hala tam anlamıyla spor denilemeyen bir şey. Mahallede futbol oynamakla “futbolcu” olma arasındaki o ince çizginin aynısı. Bilgisayarda sabahlara kadar oyun oynamak yerine, oynadıkları oyunları geliştirerek, bireysel ya da takımsal hazırlanmış rekabet arenasında farklı mental düşüncelere, stratejilere ve güçlere karşı verilen bir mücadele... Akşam yatması, sabah kalkması, belli saatlerde sporu, yemeği, düzeni, disiplini olan bir spor… Daha farklı tanımlar da ekleyebiliriz ama özetle bu. İsmi elektronik spor yerine “dijital spor” da olabilirmiş. Daha anlamlı ve kulağa hoş geliyor. Neyse...

    Ülkemizde espor

    Undertak3r, TankJr, Cudi, Carpediem, Xylm, Venza, Bidpai... Bu saydığım isimleri bilmiyorsunuzdur muhtemelen. Ülkemizde espor konusunun ilk temsilcilerinden sadece birkaçı. 2000’li yılların başında Counter-Strike ile ülkemizde espor başladı. Onun öncesinde de silik bazı şehir efsaneleri var. O yılların üstünden 16 yıl geçti. Ülkemizde espor algısı epey değişti fakat League Of Legends arenası dışında pek değişen bir şey olmadı. Hala kafeciler tarafından yapılmaya çalışan ekipman ödüllü turnuvalarla devam ediyor espor. Bu süreçte dünyanın farklı noktalarında milyon dolarlık ödüllü turnuvalar, esporcuya vizesiz seyahatler, ünlü üniversitelerde akademik eğitimler, kurulan dev endüstriler gibi gelişmeler yaşandı. Yani anlayacağınız epey geride kaldık. Halbuki genç nüfus olarak pek çoğundan daha güçlüyüz, ayrıca teknoloji bağımlısı ve lüks tüketim rekortmenlerinden biriyiz. Öyle değil mi? Tek sıkıntımız internet alt yapısı mıydı acaba? Neyse, ilerleyemedik işte bir türlü, olmadı... İşte bu cümle işin kolay kısmı; ne demek ilerleyemedik?

    İlerleyemememizin aslında bir sürü sebebi vardı. Konuyu yeterince iyi anlayamayan sektör çalışanları, marka iş birliklerinin kötüye kullanılması ya da verimli kullanılamamasından ötürü markanın sektöre küsmesi, yatırımcıların bilinçsiz çırpınışları, ülke sınırları içinde Riot Games dışında bir oyun şirketinin bu konuya ciddi bir mesai harcamaması, ülkede espor adına büyük bir organizasyon düzenlenmiyor olması... Liste uzar gider, çünkü aklıma gelmeyenler de var tabii. Yıllar yılı sancılı ilerledi sektör. Birileri sürekli uğraştı belki ama kimisi yanlış uğraştı, kimisi imkansızlıklar sebebiyle kendi çapında uğraştı, kimisi dev yatırımları çöpe atarak uğraştı. Sonuç olarak olmadı, yapamadık...

    Güzel giden şeyler de var...

    Ülke adına espor tarihinin en güzel giden olayı League Of Legends arenası. Riot Games’in vizyonel bir şekilde tüm dünyada espor anlayışını değiştirmesi, her kıtada ofisler açıp lokal çalışmalar yapması, kazandığı dolarları tekrar espora yatırıyor olması, global arenada işin rengini değiştirdi. Türkiye’de espor ilk kez profesyonellikle tanıştı. Futbol ligine benzer kuralları ve disiplini olan bir lig getirildi, dev sponsorların sektöre girmesinde büyük rol oynadı, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray gibi kulüplerin bayrakları espor için dalgalandı, Bahçeşehir Üniversitesi şampiyonluk ligi oyuncularına burs şansı tanıdı, belediyeler irili ufaklı ekipler oluşturdu, ülke shoutcaster diye bir kavram ile tanışıp ekranlar karşısında olmak için yanıp tutuştu, bir alt seviye oyuncular için yükselme ligi kuruldu, oyuncular maaşlı, gaming house’lu, lüks bir yaşama sahip oldu, aileler, kurum ve kuruluşlar konuyu ciddiye almaya başladı... Ve daha birçok güzel şey oldu.

    Ama aslında bunlar sadece League Of Legends içindi... “esports” ise pek çok oyunu kapsayan bir ekoloji. Counter-Strike, FIFA, Call Of Duty, Heartstone, DotA2, World Of Tanks ve diğerleri neredeydi? Onlar da işte, çırpınan bir kaç espor tutkunu tarafından kendi çapında etkinliği yapılan bir oyundan öteye geçemedi. LoL’ün tek başına gelişiyor olması kötü mü peki? Hayır, ülke ekonomisine ve sektöre değer katan bir şey hala. Ama o da tek başına büyüdüğü için o tarafta da sıkıntılar doğmaya başladı...

    Sektörü boğan ve yıpratan şeyler

    Evet, League Of Legends tek başına hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor, kulüplerin bu süreçte bu yeni anlayışı karşılayacak bütçeleri olmadığı için ve yatırımcılar henüz konuyu anlamadığı için Riot, kendi kasasından sektöre yatırım yapıyordu. Oyuncular artık maaş alıyor, gaming house’da en lüks donanımlarla antrenman yapıyor, evlerine özel fiberler çekiliyor ve nusr-et’te galibiyet yemeği yiyorlardı. Nusr-et harici geri kalan her şey çocukların hak ettiği ve ihtiyacı olan şeyler. Buraya kadar sorun yok...

    Dar oyuncu havuzu ülkede yetişen nadir yeteneklerin değerini her geçen gün artırıyor, kulüpler ellerindeki oyuncuyu kaybetmemek için fahiş fiyatlar veriyor, otomatikman diğer oyuncuların da anlamsızca değerini artırıyorlar. Sektöre giren yatırımcılar “paran neyse verelim” kafasıyla transfer dengelerini değiştirirken, aslında başarı uğruna yapılan hamlelerle sektörü aşan paralar nedeniyle çıkmaza giriyor. Bir oyuncunun 150 bin TL bir takımın 500 bin TL olduğu bir sektörde sponsorlardan beklentiler de gün geçtikçe artıyor. Markalar ise büyüme hacminin üstünde rakamlar teklif edilince konuya yaklaşamıyor ve kısır döngü devam ediyor. Sunulan bu şahane imkanlar ve dönen anlamsız paralar, hem mevcut oyunculara hem de alttan gelen oyunculara zarar veriyor. Düne kadar kulaklık ödüllü turnuvaların ötesine geçemeyen oyuncular bugün Avrupa standartlarında lüks içinde yaşıyorlar. Başarı kısmına gelindiğinde dünya sıralamasında hala TOP20’de değiliz... Ülkece ego konusunda sınıfta kaldığımız gibi burada da başımızın belası durumunda. Artık yeni bir oyuncuya teklif götürürken hedefin ne diye soramıyoruz. Çünkü oyuncu, kulübe “bana ne kadar vereceksiniz?” şeklinde yaklaşıyor. Bu da yatırımcıların bütçesini sürekli daraltıyor. Yakında ya daha büyük yatırımcılara ihtiyaç duyacağız ya da bildiğimiz ne kadar köklü kulüp varsa birer birer yok olup gidecek…

    Bir diğer kanayan yara doğru insanla çalışmak. Sektördeki en büyük sıkıntı aslında bu. Sektöre girmek isteyen dev kulüplerin ya da girişimcilerin kiminle çalışacağını bilmemesi, bu konuda yeterli bir fizibilite yapılmaması, oyuncu havuzunun dar olması ve hazır oyuncularla çalışılması, bu oyuncuları yetiştirecek koç ve yönetim ekibinin yetersizliği, “yabancı oyuncu başarıdır” psikolojisi ve buna benzer bir çok hatayı beraberinde getiriyor. Tıpkı ülkemizde bir tanıdığını önemli bir yere yerleştirmeyi isteyen işveren modeli gibi işliyor sistem. Bu her takım için geçerli bir eleştiri değil tabii. Buradaki hiç bir görüş ve eleştiri spesifik bir takım için değil aslında. Ama bu tür hataları yapanların da kendini fark etmesi lazım artık...

    espor’da alt yapının ve eğitimin önemi

    ıllarca kızdık; hükümete, anne babaya, bizi eleştiren çevremizdeki insalara; “Biz asosyal değiliz, biz oyuncuyuz, biz esporcuyuz, para kazanacağız aslında, biz aslında şöyleyiz böyleyiz..." şeklinde. Fakat şunu unuttuk; insanlar bilmedikleri şeyden korkarlar ve cahil oldukları konu üzerinde gereksiz eleştirilerde bulunurlar. Onlara kızmak, onlarla kutuplaşmak ve kendi bildiğimizi okumak yerine onların eğitimi için kimse elini taşın altına sokmadı mesela. Ülkede bu kadar espor konusu işlenirken bu konuya yaklaşmaya çalışan kurum, marka, yatırımcı hatta anne babaya akademik eğitimler verilebilirdi. Ülkede lisanslı oyuncu sayısını artırmak yerine, sertifikalı oyuncu, hakem, shoutcaster, organizatör, koç, yönetici gibi görev adamları yetiştirilebilirdi. Sadece para kazanılan işlere yatırım yapmak yerine alt yapıya önem verilebilirdi. Benim yoktu böyle bir maddi gücüm. Ama olsaydı Riot’tan ayrıldığım yıllarda yapmak istediğim bir şeydi. Belki bir gün yapabilirim... Kızmak yerine eğitirsek daha sağlam basan bir gelecek kurabiliriz diye düşünüyorum hala.

    Alt yapı demişken işin bir de oyuncu tarafı var. Allah’tan ona da Riot Games el attı da yükselme ligini himayesi altına aldı. Çocuklar ufak ta olsa para kazanıyor, resmi bir lige üst düzey mücadele ediyor, TR challanger’ım deyip ortalarda savrulmuyor artık. Ama bu yeterli mi? Hayır! Biraz önceki akademi fikrine benzer bir nitelikte alt yapı çalıştırma kulüpleri kurulsa, futbol kulüplerinde olduğu gibi akademiler oluşturulsa şahane olur aslında. Kimsenin aklına gelmemiş bir şey değildir bu muhtemelen. Hatta denenmiş bile olabilir ama neden görmüyoruz bu işleri? Yetenekli oyuncuları yükselme ligine geldikten sonra değil gelmeden eğiten, onlara mentorluk yapan, kişisel gelişimi için uğraşan, havuzdaki oyuncuları bir fiil takip eden tutkulu insan sayısı koca ülkede bir elin parmaklarını geçmez. Bu adamların da doğru düzgün maddi kaynakları yok zaten. Öyle uğraşıyorlar tutkuyla, şevkle… Bir de yükselme liginde sen yeteneklisin deyip 10-15 tane oyuncuyu sözleşmeyle kendine bağlayıp, onlara vaatler verip aklındaki 5 isimle devam ederek geri kalanı körelten amatör koç ve takım yöneticilerini de unutmamak lazım...

    Velhasıl, belediyeler akademiler kursa, bu konuda sertifika verebilecek eğitimli insanlar ve kurumlar olsa, yatırımcılar ve konuya ilgi duyup biraz da parası olan insanlar böyle şeylere eğilse, alt yapıdan kaliteli sürekli genç oyuncular yetişse, kulüpler bu adamlara çok önceden ilgilenmeye başlasa, sektörde ne bu kadar anlamsız transfer ücretleri döner, ne de bir ad carry 5 farklı takımda Türkiye’nin en iyi nişancısı olarak oynamaya devam edebilir.

    Ülkemizde esporun geleceği

    Uzun lafın kısası ülkede sektör sancılı ilerliyor. Yapılacak çok şey, kat edilecek çok yol var. Eğer sektör bu mantıkta ilerlerse League Of Legends’ın miladını doldurduğu yıl Türkiye’de espor büyük bir çöküşe geçer. Çünkü alternatif bir güç yok. Ha o zamana kadar mevcut espor oyunları için tarihi girişimler yapılmazsa diğer oyunların da geleceği parlak değil.

    Neler yapılabilir?

    Dünyada yer alan dev organizasyonları ülkeye getirmek yerine, kendi markamızı oluşturarak büyük sponsorlu, büyük yatırımlı, Avrupa’nın merkezi niteliğinde espor fuarları ya da organizasyonları hazırlanabilir. Farklı oyunları da kapsayan özel organizasyonlar hem yatırımcısını, hem destek olan markaları ve doğal olarak oyuncuları mutlu eder.
    Ülkeye farklı oyun şirketlerini davet edecek, onlara pazar sunacak ajanslar artırılabilir. Blizzard ya da Valve gibi farklı ülkelerde lokal çalışmalar yapmayan şirketleri en azından espor alanında resmi çalışmalar yapması için özel girişimler yapılabilir.

    Sektöre yatırım yapan irili ufaklı donanım, ekipman markalarından ziyade daha büyük hacimli markaları doğru konumlandıracak projeler üretilerek, özel etkinlik, organizasyon, profesyonel kulüp ya da proje bazlı iş birlikleri sunulmalıdır. Sırtını tamamen markaya yaslayan değil birbirine değer katan işler olmalıdır.
    Resmi bir kurum ya da özel bir akademi oluşturularak deneyimli bir kadro eşliğinde genç nesillerin ileride işlerine yarayacak düzeyde sertifikalı eğitim programları hazırlanmalıdır. Bu eğitimler sadece oyunculara yönelik değil, ebeveynleri de hedef kitlesine katacak şekilde olmalıdır. Akabinde yine bu genç nesile; mental ve teknik olarak gelecekte bu sektöre hazır bir şekilde katılabilecek oyuncu, hakem, esporcu, shoutcaster ve organizatör gibi bireysel yetkinlikler kazandırılabilir.

    İrili ufaklı pek çok markayı bir araya getirip espor ve oyun sektörü hakkında detaylı bir panel ile vizyonel bir bakış açısı getirilebilir. Daha başarılı yatırımlar ve iş ortaklıkları için marka tarafını da konuya dahil etmiş olmak faydalı olacaktır.


 

timuu felan

Bu diyarların daha derli toplu olması adına şurada şöyle şeyler var, biraz baksana bunlara: Kullanma Kılavuzu ve format

Benzer Başlıklar

timuu felan

Delirenzi

Timuu ile bağlantınız koptu, yeniden bağlanmak için lütfen bekleyiniz.